0(242) 346 10 10 
 
 
0(532) 282 98 65  ı
 
BAŞKANIN MESAJI
Yıllardır yediğim kazıklardan olsa gerek, insanlarla çok çabuk samimi olamam. Biraz daha temkinli hareket ederim. Belki bu nedenle çok fazla arkadaşım yoktur, ancak olanların hepsi çok sağlamdır. İşte Alev’le de 6 yıl önce tanışmama rağmen, 5 yıldır gerçek arkadaşımdı.

Birlikte Antalya Giritliler Derneği’ni, kurduktan çok kısa bir süre sonra kanser illetine yakalandı. Ankara’da ilk ameliyat olup da göğsü alındığında o kadar uzağındaydım ki ya bir, ya da iki kere telefonla arayıp sağlık durumunu sordum. Ankara dönüşü onu tanımaya başladım. Kanser olmasına rağmen sürekli Allah’a şükrediyordu. Her yaza geldiğimizde yazı, kışa girdiğimizde yeniden kışı görmenin mutluluğunu yaşıyordu.

O tek göğsünün alınmış olmasına üzülmek yerine, diğerinin oluşuna şükredip, çevresine sürekli gülücük ve aydınlık saçıyordu. İşte aramızdaki resmiyet de bu dönemde kalktı. O artık benim ablamdı. Kanserin hecelerini değiştirip adını serkan koyarak hastalıkla adeta dalga geçiyordu. Tam göğüs kanserini yenmişti ki, bu kez kemiğinde bir kez daha baş gösterdi Alev’in serkanı… Alev’in pes etmeye hiç niyeti yoktu. Bir yandan çalışıp, diğer yandan da kendini Giritlilere vakfederken, artık boş zamanlarında da radyo terapi alıyordu. Ancak ne Alev’in, ne de serkanın pes etmeye niyeti vardı. Bu kez karaciğerinde yine kanserli hücre tespit edilmişti. Geçtiğimiz yıl Ekim ayıydı. Bu kez işi zordu. O da biliyordu. Bende. 

Bu kez teslim olacak gibi duruyordu. Tarih 27 Ekim 2015’di. Girit’in şirin turizm eyaleti Hanya (Chania) Limanı’nda oturuyorduk. Ilık ılık rüzgar esiyor, zaman zaman dalgalar yanımıza kadar geliyordu. Önce, “Bende de şans mı var, böylesi romantik ortamda insanın yanında eşi, sevgilisi falan olur. Bizim yanımızdaki huzurevi kaçkını ihtiyar” diye takıldım. Sonra ondan hastalığı ile mücadele etmesi gerektiğini söyledim. “Sen benim kahraman ablamsın, öleceksen de adam gibi savaşarak öl” dedim. 
Girit’ten döndük. O yeniden mücadeleye başladı. Ama ne mücadele. 4 koldan girişti. Bir ara 15 santime kadar çıkan kitleyi, 1.5 santime kadar düşürdü. Herkes kemoterapi alıp 3 gün yatarken, o öğlen kemoterapi alıp öğleden sonra işine döndü. Ancak artık gün ve gün kendini hastalık daha çok hissettiriyordu. Manavgat Belediyesi Side’de Girit Evi açacaktı. Derneğimizden yardım istediler. Gittik. Tam 3 gün boyunca kıpırdayacak hali olmadan her gün 1 saat serum taktırıp kalan saatlerinde Manavgat Girit Evi’nde çalıştı. Belediye bir sürü görevli göndermesine rağmen o yine her zamanki gibi hiç kimseye güvenmeden işin tamamını kendi yaptı. Hem de hiç yüksünmeden. Onun gittikçe bozulan yüzünü gören, “Alev nasılsın ?” deyince cevabı hep aynıydı. “Çok şükür.”

Evin açılında Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen yanıma gelip, “Başkanım sizin yerinize dernek adına Alev hanım konuşsa olur mu? Belki de bir daha konuşamaz” dediğinde, “Şeref duyarım” diye yanıt verdim. Gerçekten de Alev çok sevdiği Giritlilere son kez sesleniyordu.
Dönüşte kötüleşti. Doktor yüzüne öleceksin dediğinde ben gözyaşlarımı saklarken o yine metanet içerisinde duruyordu. Bana dönüp, “Allaha çok şükür ki, senden önce ölüyorum. Ya sen kalp krizi geçirdiğinde ölseydin ve ben senin acını görseydim.

Unutma ablalar önden gider. Buna da şükür” dediğinde, adeta kanım çekilmişti.
O hastanenin sürekli kantinine giden tek onkoloji hastasıydı. Hala ölümü beklerken bile şaka yapıp çevresine neşe saçarken, her yeni güne yine şükrederek giriyordu. Sonra artık kantine inecek hali kalmamıştı. Doktorun verdiği muhtemel ölüm süresini aşalı 15 gün olmuştu. Bir yandan ağrıdan “Ahh” diye bağırırken o soranlara yine, “Çok şükür idare ediyorum” diyordu.

Tarihler, 27 Ekim’e gelmişti. Bana mücadele sözü vereli tam bir yıl olmuştu. Artık morfinle uyutuluyordu. Kaderin cilvesine bakın ki, gece başında beklerken tam bir yıl sonra artık diren Alev yerine, “Ne olur kendini bırak Alev” diye yalvarıyordum. Allahtan şifa değil, ölüm istiyordum. O santim santim ölüme giderken bizlerin elinden başka da bir şey gelmiyordu.

İşte ablamız, her şeyimiz elimizden böyle kayıp gitti. O hayatının hiçbir bölümünde ne mücadeleden, ne de şükretmekten vazgeçmedi. Şimdi bir yanım eksik kaldı. Ben onunla çok güzel 6 yıl geçirdim. Bu nedenle de diyorum ki: “BUNA DA ŞÜKÜR… Ya onu hiç tanımasaydım.”
Esen kalın…

Ali Cem Çon
Başkan
Derneğimizin öncelikli misyonu, Antalya'da bulunan Girit Türkleri arasında birliği ekonomik ve sosyal yardımlaşmayı sağlamaktır Yöresel Kültürümüzün tanınmasına  ve gençlerimiz tarafından öğrenilmesine aracı olmak, maddi durumu iyi olmayan hemşerilerimizin sıkıntılarına çözüm üretmek ve Girit Türklerinin tanışma ve kaynaşmalarını sağlayacak sosyal ve kültürel faaliyetler yapmak da yine derneğimizin yüklendiği önemli görevlerdir.
©Copyright 2019/Antalya Giritliler Derneği